Tarihi Seydiler Hamamı Hakkında
Tarihçe ve Gelişim
Seydiler Hamamı, Eskişehir'in Sivrihisar ilçesinde, Kurşunlu mahallesi, Prof. Mehmet Kaplan Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Hamamın yapım tarihi ve banisi hakkında kaynaklarda farklı bilgiler yer alır. Bir kaynağa göre hamam, 14. yüzyılda Seyyid Nureddin'in kızı ve Karaca Ahmed'in eşi Nuriye Bacı tarafından 1490 yılında inşa edilmiştir. Başka bir kaynak ise aynı kişi tarafından, Anadolu Selçuklu Beylikler döneminde yaptırıldığını belirtmektedir. Hamamın ön kısmında, ortasında şadırvan bulunan ilave bölümün ise, Sultan I. Ahmet'in (1603-1617) kızı ve Anadolu Beylerbeyi Nasuh Paşa'nın eşi Ayşe Sultan tarafından, hamamın tamiratı sırasında 17. yüzyılın ilk yarısında yaptırıldığı ifade edilmektedir.
Mimari ve Özellikler
Semavi Eyice'nin tasnifi ile değerlendirildiğinde, Seydiler Hamamı ortakubbeli, enine sıcaklıklı, çift halvetli hamam grubuna dahil edilebilir. Yapı, 3 eyvanlı, ortası kubbeli ve çift halvetli bir ana bölümden oluşmaktadır. Hamamda sekizgen bir göbek taşı bulunan merkezi bir mekan ve bu mekan etrafında, iki köşede halvet ile iç eyvan tonozları yer alır. İnşasında kirişleme taban kullanılmıştır. İlk yapıldığında kargir (taş veya tuğla) örtülü, aralı, soğukluk, sıcaklık ve su deposundan oluşan hamama, daha sonra ahşaptan bir soyunma yeri (camekân) eklenmiştir. Bu ahşap ilave, Ayşe Sultan tarafından 17. yüzyılın ilk yarısında yaptırılmıştır.
İşlev ve Faaliyetler
Hamam, bulunduğu konum itibarıyla Seydi Mahmud Zaviyesi ve Eyvanlı Mescidi'nin tam karşısında yer alır. Bu konumu, yapının bölgedeki sosyal ve dini yaşamla iç içe olduğunu ve bir külliyenin parçası olarak hizmet vermiş olabileceğini düşündürmektedir. Geleneksel Türk hamam mimarisi ve işlevselliğine uygun olarak inşa edilmiş, soğukluk, ılıklık, sıcaklık ve halvet bölümleriyle halkın temizlik ve sosyalleşme ihtiyacını karşılamıştır.
Kültürel Önem
Seydiler Hamamı, Sivrihisar'ın önemli tarihi yapılarından biridir. Farklı dönemlerde yapılan eklemelerle (Ayşe Sultan'ın yaptırdığı ahşap soyunmalık gibi) gelişim göstererek günümüze ulaşmıştır. Hem Anadolu Selçuklu Beylikler dönemi hem de Osmanlı dönemi izlerini taşıması, mimari katmanlaşma açısından değerini artırmaktadır. Seydi Mahmud Zaviyesi kompleksinin bir parçası olması, dini ve sosyal yapıların bir arada planlandığı geleneksel mimari anlayışın somut bir örneğidir ve bölgenin kültürel mirasına ışık tutmaktadır.