Akdoğan Mescidi Hakkında
Tarihçe ve Gelişim
Akdoğan Mescidi, Sivrihisar'ın Türklerin eline geçmiş bir uç şehri olması hasebiyle önemli bir tarihe sahiptir. Mevcut kayıtlara göre mescidin 1073 yılında yapıldığı belirtilmektedir ki bu, Sivrihisar'ın önemli bir uç şehri olduğunun en büyük kanıtı olarak kabul edilir. 15. yüzyıla ait Başbakanlık Arşivi Tapu Tahrir Defteri'nde 453151 B. numaralı vakfiyede kayıtlı olan mescit, Timurtaşpaşazade Umurbey oğlu Selçuk Bey tarafından yaptırılmıştır. Selçuk Bey, aynı zamanda Geçek Camii'ni yaptırmış, köye su getirmiş ve çeşitli hayır eserlerinin banisidir. Sultan II. Mahmud tuğralı bir berattan, "Mahalle-i Akdoğan'da İmam Mescidi" diye zikredilen bu yapının yanı sıra Geçek'teki cami, çeşme, hamam ve Sivrihisar bedestendeki 36 dükkânın da Umurbey oğlu Selçuk Bey vakfı olduğu anlaşılmaktadır.
Mimari ve Özellikler
Akdoğan Mescidi, Sivrihisar'ın Akdoğan mahallesinde, Unkapanı Caddesi üzerinde, saat kulesi arkasında bulunmaktadır. Dış ölçüleri 4.9 x 7.57 metre, iç ölçüleri ise 5.57 x 6.64 metredir. Tek ahşap direkle taşınan, tek mekânlı dikdörtgen planlı bir yapıdır ve üst örtüsü ahşap kirişlemeli, kaplamalı bir tavandır. Yapının önemli bir mimari özelliği, örtüsünün üçte ikisinin "tüteklikli örtü" tekniği ile inşa edilmiş olmasıdır. Bu teknik, Selçuklular'dan başlayarak 19. yüzyıla kadar kullanılan, açıklığı eldeki kiriş boyutlarını aşan mekânların örtülmesi için geliştirilmiş bir ahşap konstrüksiyondur. Kapısı doğu cephenin kuzey köşesinde olup üzeri siperlidir. Doğu duvarında üç, kıble ve batı duvarlarında ikişer pencere ve bunların üzerinde tepe pencereleri bulunur. Kuzey cephe ise sağırdır. Batıdaki pencerelerin önünde duvarlarla çevrili kare planlı bir avlu yer alır. Mihrabın üzerinde bir zamanlar eli böğründe kilim desenine benzeyen dendanlar olduğu, ancak bunların günümüzde mevcut olmadığı bilinmektedir. Mescidin hemen yanında, arkasındaki dağdan suyu gelen sivri kemerli Akdoğan Çeşmesi bulunur.
İşlev ve Faaliyetler
Akdoğan Mescidi, bulunduğu mahallenin ibadet ihtiyacını karşılayan bir yapı olarak inşa edilmiştir. Umurbey oğlu Selçuk Bey'in vakfiyesinden anlaşıldığı üzere, mescit ile birlikte türbe, cami, çeşme, hamam ve dükkânlar da vakfedilerek bu hayır eserlerinin sürekliliği ve bakımı için bir gelir kaynağı oluşturulmuştur. Bu vakıf düzeni, yapının yüzyıllar boyunca hem dini hem de sosyal işlevini sürdürmesine olanak tanımıştır.
Kültürel Önem
Akdoğan Mescidi, Sivrihisar'ın Anadolu'nun önemli bir uç şehri ve kültür merkezi olması sürecinin somut bir tanığıdır. 1073 gibi erken bir tarihe tarihlenmesi, bölgenin Türk yerleşim tarihi açısından değerini ortaya koyar. Ayrıca, nadir görülen "tüteklikli örtü" tekniğini barındırması, Anadolu Türk ahşap mimarisi ve yapım tekniklerinin gelişimini anlamak için önemli bir örnektir. Sivrihisar, Türklerin yerleşmesiyle birlikte Anadolu'da ilk medresenin (Selçukiye Medresesi) kurulduğu, medrese sayısının 33'e ulaştığı, kök boya, halı, kilim dokumacılığı ve debbahlık gibi mesleklerle bir sanayi şehri haline geldiği bir merkez olmuştur. Yunus Emre, Nasreddin Hoca, Aziz Mahmut Hüdayi, Hızır Bey gibi birçok önemli şahsiyetin bu coğrafyadan çıkmış olması da Sivrihisar'ın kültürel ve entelektüel birikimini gösterir. Akdoğan Mescidi, işte bu zengin tarihi ve kültürel dokunun erken dönemlerden kalan sade ama önemli bir parçasıdır.