Nasreddin Hoca Anıt Mezarı ve Kızının Mezarı Hakkında
Tarihçe ve Gelişim
Nasreddin Hoca'nın Sivrihisar'daki varlığına dair somut çalışmalar 2003 yılında başlamıştır. Ankara Salnamesi'ndeki kayıtlardan yola çıkılarak, Hoca'nın kızının mezarının Sivrihisar'ın eski giriş yolu olan Kumlu Yol üzerindeki Tarihi Seydiler Hamamı'nın yanında olduğu tespit edilmiştir. Prof. Dr. Erol Altınsapan başkanlığındaki bir heyet tarafından yapılan 3 aylık kazı sonucunda kemiklerine ulaşılmış ve uzman incelemeleriyle bu kemiklerin belirtilen tarihlere ait olduğu belgelenmiştir. 2013 yılında ise Sivrihisar Ulu Cami'sinde restorasyon çalışmaları sırasında, daha önce Hoca'nın oğlu Ömer'e ait olduğu düşünülen bir mezar taşı/sanduka yeniden incelenmiştir. Prof. Dr. Erol Altınsapan ve Doç. Dr. Mehmet Mahur Tulum'un ortak çalışmasıyla, bu taşın üzerinde "Şemsettin oğlu Nasreddin Hoca" yazdığı okunmuş ve taşın bizzat Nasreddin Hoca'ya ait olduğu tespit edilmiştir. Bu mezar taşı, yaklaşık 50 yıl önce Orhan Keskin adlı bir Sivrihisarlı tarafından eski bir mezarlıkta bulunmuş ve korunmak üzere Ulu Cami'ye getirilmiştir.
Mimari ve Özellikler
Kaynaklarda anıt mezar veya mezarlığın mimari özelliklerine dair bir detay bulunmamaktadır. Ancak, keşfedilen iki önemli somut bulgu vardır: Birincisi, kızı Hatun'un mezar taşıdır. Doç. Dr. Mehmet Mahur Tulum tarafından tekrar okunan bu kısmen kırık mezar taşı, kızının adının "Hatun" olduğunu ortaya çıkarmıştır. İkincisi ve en önemlisi, Sivrihisar Ulu Cami kütüphanesinde bulunan ve üzerinde "Şemsettin oğlu Nasreddin Hoca" yazısı okunan mezar taşıdır. Bu taş, Hoca'nın tam adının "Nasrüddin Hoca Nusrat" ve babasının adının da "Şemsüddin Baba" olduğunu göstermiştir. "Nusrat" ismi, kızı Hatun'un mezar taşında da yer almaktadır.
İşlev ve Faaliyetler
Bahsi geçen alanlar, arkeolojik ve akademik araştırmaların odak noktası olmuştur. 2003 yılındaki kazı çalışması ve 2013 yılındaki filolojik (yazıt okuma) çalışma, bu mekanların başlıca işlevinin bilimsel keşif ve belgeleme olduğunu göstermektedir. Bulunan mezar taşları, koruma altına alınmış ve halkın bilgisine sunulmuştur.
Kültürel Önem
Sivrihisar'da yapılan bu keşifler, Nasreddin Hoca'nın tarihi kişiliği ve soyu hakkında çok önemli kanıtlar sunmaktadır. Hoca'nın Sivrihisarlı olduğu ve daha sonra Akşehir'e gittiği yönündeki geleneksel bilgiyi somutlaştırmıştır. Kızı Hatun'un mezarının ve bizzat kendisine ait olduğu tespit edilen mezar taşının bulunması, onun yaşadığını belgeleyen en somut deliller olarak kabul edilmektedir. Ayrıca, Hoca'nın tam adı, babasının adı ve kızının varlığı gibi yeni bilgiler, Türk mizah ve kültür tarihinin bu önemli şahsiyetinin biyografisine önemli katkılar sağlamıştır. Bu bulgular, Sivrihisar'ı Nasreddin Hoca'nın hayat hikayesinde çok daha merkezi bir konuma taşımaktadır.