Çarşı Cami Hakkında
Tarihçe ve Gelişim
Eskişehir'in tam orta yerinde bulunan Çarşı Camii, 1925 yılında inşa edilmiştir. Caminin yapımı, bizzat Atatürk'ün isteği üzerine gerçekleşmiştir. Mimarı, Türkiye'nin erken cumhuriyet dönemi mimarisine damga vurmuş olan Arif Hikmet Koyunoğlu'dur. Koyunoğlu, caminin inşası sırasında yaşadığı bir anısında, Atatürk'ün kendisini Çankaya'da kabul ederek caminin zeminindeki secde edilecek yerlerin hijyeni için özel bir öneride bulunduğunu aktarır. Atatürk, bu yerlerin zeminden hafifçe yükseltilmesini ve üzerlerine beyaz muşamba kaplanmasını tavsiye etmiştir. Mimar bu öneriyi camide uygulamış, ancak bu özel yükseltiler yıllar içinde yapılan genişletme ve tadilat çalışmaları sırasında kaldırılmıştır.
Yapı ve Özellikler
Çarşı Camii, 1. Ulusal Mimarlık Akımı'nın nadir cami örneklerinden biridir. Üç sokağa bakan cami, alçak bir subasman üzerine oturan "kütlesel" bir binadır. Yapıldığı dönemde uzunluğu 25 metre, eni 16 metre ve yüksekliği 12 metre olarak ölçülmüştür. Mimari yapısında Osmanlı'dan da izler taşıyan cami, kubbe yerine oturtulan çatısı, minaresi ve özene bezene tasarlanmış iç mekanı ile dikkat çeker. İçeride bir niş içinde konumlanan mihrabı, bu özenin bir göstergesidir. Mimar Arif Hikmet Koyunoğlu'nun, Ankara Etnografya Müzesi, Türk Ocağı Merkezi gibi pek çok klasikleşmiş yapının da tasarımcısı olması, caminin mimari değerini daha da artırmaktadır.
İşlev ve Faaliyetler
Çarşı Camii, inşa edildiği günden bu yana Eskişehir'in merkezindeki Müslüman cemaatin ibadet ihtiyacını karşılayan aktif bir cami olarak hizmet vermektedir. "Evkaf" (Vakıflar) adına yapılan cami, şehrin tam orta yerinde konumlanması nedeniyle sürekli bir cemaate sahiptir. Caminin asıl işlevi ibadet olmakla birlikte, Atatürk'ün mimara yaptığı "secde yükseltisi" önerisi, yapının işlevsel tasarımında hijyen konusuna verilen önemi göstermesi açısından kayda değer bir anekdottur.
Kültürel Önem
Çarşı Camii, varlığıyla şehri tanımlayan "klasik" yapılardan biridir. Sadece bir ibadethane olmanın ötesinde, erken cumhuriyet dönemi mimari anlayışının dini yapılardaki yansımasının önemli bir örneğidir. 1. Ulusal Mimarlık Akımı'nın cami mimarisindeki nadir temsilcilerinden biri olması, onu Türk mimarlık tarihi açısından değerli kılar. Ayrıca, yapımında Atatürk'ün doğrudan bir katkısının ve ilgisinin olması, caminin modern Türkiye'nin kültürel ve tarihi mirası içinde ayrıcalıklı bir yere sahip olmasını sağlamıştır. Mimarı Arif Hikmet Koyunoğlu'nun şehre bıraktığı bu armağan, Eskişehir'in kentsel kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır.