Tarih’ten Günümüze Eskişehir Hamamları Hakkında

Şifalı Frigya'nın Kalbinde Bir Kent: Roma ve Bizans Mirası

Eskişehir'in şifalı sularının tarihi, sandığımızdan çok daha eskiye dayanır. Antik çağda kent, Dorylaion (veya Dorylaeum) adıyla biliniyordu.

Tarihçi Yunanlı yazar Athenaus, M.Ö. 200'lü yıllarda kaleme aldığı eserinde, bu bölgedeki içilebilen sıcak sulardan övgüyle söz eder. Bu, Eskişehir termal kaynaklarına dair bilinen en eski yazılı kayıtlardan biridir.

Roma İmparatorluğu döneminde ise bu suların önemi katlanarak arttı. Romalılar, yol güzergâhları üzerindeki sıcak su kaynaklarına büyük önem verir, buralara askeri ve sivil amaçlı hamamlar inşa ederlerdi. Eskişehir'in stratejik konumu ve zengin termal kaynakları, onu önemli bir durak haline getirdi.

Evet, rivayet odur ki, Roma döneminde savaşlardan yorgun düşen lejyonerler, yaralarını sarmak ve rehabilitasyon görmek için bu şifalı sulara gelirlerdi. Özellikle romatizma ve cilt hastalıklarının tedavisinde etkili olduğu düşünülen bu sular, askerlerin yeniden savaşabilecek güce kavuşmasına yardımcı olurdu. Bu yönüyle Eskişehir, antik dönemin önemli bir sağlık ve rehabilitasyon merkeziydi.

Bu miras Bizans döneminde de devam etti. Hatta öyle ki, Eskişehir, "Şifalı Frigya" (Phrygia Salutaris) olarak adlandırılan bölgenin en gözde yerleşimlerinden biri haline geldi. Bizans İmparatorları ve imparatoriçeleri, bu şifalı sularda dinlenmek ve sağlık bulmak için şehri sıklıkla ziyaret ederdi. Eskişehir, adeta bir imparatorluk kaplıcasıydı.

Selçuklu'dan Osmanlı'ya: Türk Hamam Kültürünün Yükselişi

1071 Malazgirt Zaferi'nin ardından Anadolu'nun kapıları Türklere açıldığında, Eskişehir ve çevresi de hızla Türk yurdu haline geldi. Türkler, bu kadim termal kültür mirasını kendi inanç ve gelenekleriyle yoğurarak bambaşka bir boyuta taşıdılar.

Selçuklu İzleri: Bir Müze Olarak Dirilen Hamam

Selçuklular, Anadolu'da birçok eser verdiler ancak günümüze ulaşan hamam örnekleri sınırlıdır. Eskişehir'de bu dönemin en önemli temsilcisi, Seyitgazi ilçesinde bulunan Selçuklu Hamamı'dır.

Kitabesi bulunmayan bu yapının inşa tarihi tam olarak bilinmese de, Prof. Dr. Erol Altınsapan ve meslektaşlarının araştırmalarına göre, 1511 yılında II. Beyazıt döneminde yapılan Seyitgazi Külliyesi'ndeki diğer yapılarla olan mimari benzerlikleri, hamamın da aynı dönemde Mihaloğulları tarafından yaptırılmış olabileceğini düşündürmektedir. Bazı kaynaklar ise yapının temellerinin 13. yüzyıla kadar uzandığını belirtir.

Selçuklu mimarisinin izlerini taşıyan bu tarihi yapı, günümüzde hamam olarak hizmet vermiyor. 2007 yılında geçirdiği kapsamlı bir restorasyonun ardından, dünyada bir ilke imza atılarak Bor ve Etnografya Müzesi'ne dönüştürüldü. Kubbenin altında sergilenen eserler, ziyaretçilere hem tarihi bir mekânı gezmenin hem de bilimsel bir koleksiyonu incelemenin eşsiz hazzını yaşatıyor.

Osmanlı'nın Sıcak Mirası: Erler'den Alçık'a

Erler Hamamı: Bir Asırlık Sır

Kitabesi bulunmadığı için inşa tarihi tam olarak bilinmeyen Erler Hamamı, Eskişehir'in en eski hamamlarından biri olarak kabul edilir. Prof. Dr. Erol Altınsapan'ın eserinde de vurguladığı gibi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün çalışmalarında yapının sıcaklık bölümünün plan şeması, Bursa'daki 15. yüzyıl yapısı Armutlu Hamamı ile benzerlik gösterdiği için, Erler Hamamı'nın da 15. yüzyılda inşa edilmiş olabileceği düşünülmektedir.

Alçık Hamamı ve Bir Kitabenin Dili

Eskişehir'de hamam denilince akla gelen ilk isimlerden biri, hiç şüphesiz Yeni Alçık Hamamı'dır. Kent merkezinde yer alan bu yapı, adını bulunduğu topografyanın eğiminden dolayı alçakta kalmasından alır. Vakıflar Genel Müdürlüğü kayıtlarında 18. yüzyıla tarihlendirilen hamamın en büyük sırrı ise taş duvarlarına kazınmış bir aşk ve vefa hikâyesidir.

"İyal-ı Mir Mahmud Emine Hanım hayatında meram üzerine bunu yaptırmış idi.
Girdi sağlığında bu hamam ab-ı dil cuye havatinler ile her dem ederdi dürlü cemiyet.
Müsait olmayıp yaptığı imar ol nazenin ömrü vasiyet eyleyüp malın bekaya eyledi rıhlet.
Sene bin iki yüz elli sekiz merhume ruhu için cenab-ı mir Mahmud eyledi tamirine himmet."

Bu dizelerden anlıyoruz ki hamam, Eskişehir Mütesellimi Beyzade Hacı Mahmud Bey'in eşi Emine Hanım tarafından yaptırılmıştır. Sağlığında hamamda kadınlarla güzel vakit geçiren Emine Hanım'ın vefatından sonra, eşi Beyzade Hacı Mahmud Bey tarafından 1842'de büyük bir onarım geçirmiştir.

Sonuç: Sıcak Suların Soğumayan Mirası

Eskişehir hamamları, sadece yıkanma mekânları değil, aynı zamanda yüzyıllar boyunca insanların sosyalleştiği, şifa bulduğu, kültürün nesilden nesile aktarıldığı yaşayan mekânlardır.

Odunpazarı.com için hazırlanmıştır. Bu yazı hazırlanırken Prof. Dr. Erol Altınsapan'ın "Eskişehir Hamamları (Selçuklu-Osmanlı Dönemi)" başlıklı eserinden ve çeşitli tarihi kaynaklardan yararlanılmıştır.

Referans